2010 Dünya Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2010 Dünya Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2010 Salı

Dünya Kupası {En İyi 11}


Dünya kupasının ardından en iyileri konuşmaya başlıyoruz.. İlk olarak kupanın en iyi on birini seçerek başlamak istedim..

Kaleye çoğu insan gibi bende Casillas'ı alıyorum.. Aslında turnuvada beğendiğim bir kaç kaleci daha vardı.. Mesela, Neuer en iyi on bire girebilecek kadar iyi bir performans sergiledi.. Ancak, kupayı kazanan takımın kalecisini kadroya almamak büyük haksızlık olur..

Savunmanın sağ tarafında da seçim yapmakta çok zorlandım.. Lahm, Maicon ve Ramos arasında seçim yapmak oldukça zordu.. Ancak, burada da İspanya'nın kupayı almış olması Ramos'u seçmemde etkin oldu.. Tabi Ramos'un sergilediği performansıda görmezden gelemeyiz.. Turnuvada en çok akın yapan oyuncu oldu.. Ramos kesinlikle kadroya girmeyi hak etti.. Sol taraftaki tercihim ise Van Bronkost oldu.. Aslında turnuvada sol bek olarak çok fazla göze çarpan oyuncu olmadı.. Bu yüzden, sadece attığı o muhteşem gol için bile Van Bronkost kadroya alınır diye düşünüyorum.. 

Stoperlerde, aslında pek fazla beğenmediğim bir oyuncuya yer verdim.. Puyol'dan bahsediyorum.. Kendisinin oyunculuğunu pek beğenmem ama turnuva boyunca çok iyi maçlar çıkarttı. Özellikle, Almanya karşısında attığı gol onun kadroya girmesini sağladı.. Stoper tercihimdeki ikinci isim Freidrich oldu.. Hakikaten yıllardır takip ettiğim ve keşke Galatasaray'a gelse dedğim bir adamdır. Bir stoperden beklediğiniz hemen herşeyi yapabiliyor.. Kimilerine göre Freidrich isminin en iyiler arasında gösterilmesi abartı olarak görülebilir.. Ancak, bence en iyiler arasına girmeyi hak etti..

Orta sahada iki bücürün yanına yerleştirdiğim isim Sweinsteiger oldu.. Orta sahanın sağ kanadında hücumcu özellikleriyle tanıdığımız bu adam, turnuvada orta sahanın ortasında oynadı ve çok üst düzey performans sergiledi.. Kesinlikle en iyiler arasında olmalı.. Orta sahadaki diğer ikili hakında ne söyleyebiliriz ki!... 

Hücum hattında ki üç isimde kadroda yer almayı fazlasıyla hak ediyor.. Burada sadece Müller konusunda çok düşündüm.. O da en iyiler arasında yer almayı hak etti.. Ancak benim tercihim bu üçlüden yana oldu.. Hollanda'nın finale çıkmasında en büyük pay sahibi olan isim kuşkusuz Sneijder'di.. Attığı gollerle takımını finale kadar taşıdı.. Eğer kupayı Hollanda kazansaydı, Sneijder yer aldığı her kulvarda kupayı kaldıran oyuncu olarak tarihe geçecekti ama olmadı.. Yinede Sneijder gösterdiği performansla en iyiler arasında yer aldı.. Turnuvada takımına en çok katkı sağlayan bir başka oyuncuda Forlan'dı.. Takımın lideri olarak attığı 5 golle en iyiler arasında yer almayı hak edenlerdendi.. Hücumdaki son isim olarak Villa'yı tercih ettim.. İspanya'nın kupayı kazanmasında, attığı kritik gollerin katkısı çok fazlaydı..

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Finalde Hollanda'yı Destekliyorum


Hollanda milli takımına oldum olası hep sempati duyarım.. Oynadığı futbol ve oyuncularıyla Hollanda benim için özle bir takımdır.. Aslında milli takımlar bazında sıkı bir Arjantin taraftarıyım.. Bu yüzden hayalimdeki final Arjantin-Hollanda finaliydi ama olmadı.. Bu yüzden yarın akşamki finalede kesinlikle Hollanda tarafındayım..

Aslında Hollanda'yı desteklememin bir sebebi de İspanya... İspanya takımını tarif edebilecek söz bulamıyorum.. Hakikaten olağan üstü bir takım.. Ancak, maç içerisinde onlara çok gıcık oluyorum.. Nedeni, maç boyunca sadece kendilerinin topla oynaması.. Mutlaka her takım topla oynamalı ama bu kadarıda çok fazla.. Futbol 22 kişiyle oynandığı zaman güzeldir, 11 kişiyle değil...

Hollanda'yı desteklememin bazı sebepleri var.. Başta Rijkaard ve Neeskens olmak üzere, Cruijff, Van Basten, Gulit, Koeman, Bergkamp, Nistelrooy ve Sneijder'e olan sevgim için Hollanda'yı destekliyorum.. Forma renkleri için Hollanda'yı destekliyorum.. Bugün, İspanya'nın da uyguladığı Total Futbol'u yarattıkları için Hollanda'yı destekliyorum...

Umarım yarın akşam Hollanda, yıllardır hak ettiği bu kupayı kazanır...

8 Temmuz 2010 Perşembe

Ne Ahtapotmuş Arkadaş!


Almanyadaki ahtapot Poul, yine tam isabet sağladı.. İspanya'nın Almanya'yı eleyeceği öngürüsüde tutan ahtapot, dünya gündeminde ilk sıraya oturmuş durumda.. İspanya Başbakanı Zapatero, ahtapota özel koruma göndereceğini açıklamış.. Ee haklı vallahi, böyle ahtapota can kurban..

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Penaltıcı Takım, Penaltılarla Elendi



Gana, gruplardan penlatıdan attığı gollerle çıkmayı başarmıştı.. Şimdi penaltılarla elendi.. İşte, futbol böyle bir oyun.. Gruplarda ilk maçta Sırbistan karşısında ve ikinci maçta Avustralya karşısında penaltıdan golleri atan Gyan, o kader penaltısını atsa, Gana bugün tarih yazmış olacaktı.. Takımın en golcü ismi Gyan, bu turnuvada 4 penaltı kullandı ve 3 tanesini gole çevirdi.. Ama, kaçırdığı bir penaltı attığı 3 penaltı golünü bir anda unutturdu.. Yazık oldu, hemde çok yazık..

29 Haziran 2010 Salı

Bu Ne Hız Messi


Arjantin-Meksika maçından ilginç bir kare.. Messi artık ışık hızıyla hareket etmeye başlamış galiba..

28 Haziran 2010 Pazartesi

İngiltere 4.4.2 Oynamak Zorunda mı!


Her ülkenin kendine has oyun tarzı olmalı.. Bu oyun tarzlarınıda her zaman kullanmalı.. Ama, o sisteme uyan futbolcularla.. İngiltere bu tunuvada yine kendine özgü oyun sistemiyle mücadele etti ve elendi.. Elenmesinde en büyük pay sahibi Capello'dur.. Bir teknik direktör ya kendi sistemine uygun futbolcuları tercih etmeli, yada eldeki futbolculara göre bir sistemi tercih etmelidir.. Capello beğendiği futbolcuları, İngiltere'in klasik oyun sisteminde oynatmaya çalıştı.. Bunun sonucunda da elendiler.. Sen 4.4.2 sisteminde sol kanatta Gerrard'ı kullanırsan başarılı olamazsın..

Eğer Capello eldeki oyunculara göre bir sistem belirleseydi İngiltere dahada ileriye gidebilirdi.. Şu anda popüler olan oyun sistemi 4.3.3 sistemi İngiltere takımınada başarıyı getirebilirdi.. Orta sahada sağ iç Gerrard, sol iç Lampard ve ortalarında Barry.. İleride Rooney, Walcott (Lennon), Defoe.. Sizce İngiltere bu düzende oynasaydı, bugün sergilediği futboldan dahamı kötü oynardı ?

22 Haziran 2010 Salı

Uruguay & Paraguay {Latin Amerika Devrimi}

Latin Amerika takımlarından biri bu kupayı kazanacak.. Ama hangisi ?.. Brezilya ve Arjantin herkesin dilinde olan takımlar. Tamam, bu takımlar favori ama Latin Amerika'dan kupayı kazanabilecek başka takımlar yok mu ?.. Mesela Uruguay'a ve Paraguay'a ne dersiniz..

Her iki takımda büyük ihtimalle gruplarında lider olacaklar. Uruguay'ın, Fransa ve Meksika gibi takımların önünde lider olabilmesi için, bugün Meksika maçından beraberlik çıkartması gerekiyor.. Bunu gerçekleştirecek güçlerinin fazlasıyla olduğunu düşünüyorum.. Grupta lider olduklarını varsayarak, ikinci turda B grubunun ikincisini (Yunanistan, G.Kore, Nijerya) rahatlıkla eleyebilirler.. İkinci turda hangi takımla eşleşecekleri belli değil.. Ancak, muhtemel üç rakibinide eleyebilecek güce sahipler.. Onlar için çeyrek finali garanti olarak görüyorum.. O noktaya geldikten sonrada rakip kim olursa olsun, eleyebilirler.. Çünkü, kaybedecek hiç birşeyleri olmayacak. Futbolcular yapabileceklerinin en iyisini yapacaktır.. Forlan'ın önderliğinde, Uruguay'ın 3. kez Dünya Kupasını kazanma ihtimalinin olduğunu düşünüyorum..

Bir diğer Latin Amerika takımı Paraguay'ın şansını Uruguay'a göre daha yüksek görüyorum.. Neden mi ? Bir kere takım içerisinde çok büyük bir bütünleşme var.. Bunu hissedebiliyorum.. Başarı için takım içerisindeki bütünleşme olmazsa olmazdır.. Paraguay takımı bunu becermiş.. Takımın kadro kalitesi ve derinliğide kupayı kazanablecek yeterlilikte. Düşünsenize bu takımda Oscar Cardozo yedek.. Hücum hattında Santa Cruz, Barioss ve Valdez gibi birbirlerini çok iyi tamamlayan ve her türlü sisteme ayak uydurabilecek oyuncular var. Orta sahada Riveros, Vera ve Bonet üçlüsü çok mücadeleci ve yaratıcı oyuncular.. Savunma hattında da birbirleriyle çok uyumlu dörtlü var.. Kısacası; bir takımın başarılı olabilmesi için ne gerekiyorsa hepsinden Paraguay takımında var.. Grupta liderliği hemen hemen garantilediler. Çok büyük bir mucize olmazsa grubu lider bitirecekler.. Bu durumda E grubunun ikincis ile Danimarka yada Japonya ile eşleşecekler.. Benim fikrim Danimarka ile eşleşecekleri yönünde.. Sonuçta hangi takımla eşleşirlerse eşleşsinler, bu turu geçebileceklerine inanıyorum.. Hem Danimarka'yı, hemde Japonya'yı geçebilecek güce fazlasıyla sahipler.. Çeyrek finale geldiklerinde ise Uruguay için söylediklerim Paraguay içinde geçerli.. Sadece 90 dakikalık bir maçta her türlü rakibe karşı üstünlük sağlayabilirler.. Bu, kupayı kaldırana kadar sürebilir..

21 Haziran 2010 Pazartesi

G.Afrika'da Dün #6


Günün ilk maçı Paraguay ile Slovakya arasındaydı.. İki takımın oynadıkları ilk maçlara baktığım zaman Paraguay'ın bu maçı kazanma olasılığını yüksek görüyordum.. Nitekim, yanılmadım.. İki takım arasındaki kalite farkı ortaya bu sonucu çıkardı. Paraguay takımı Slovakya'ya oranla teknik kapasitesi daha yüksek olan bir takım.. Teknik kapasitenin yanında fizik gücüde yüksek olan bir takım.. Paraguay takımında ilerideki üçlü Santa Cruz, Valdez ve Barrios her takımın başına iş açabilir.. Ayrıca bu oyuncuların alternatifi Benfica'lı Oscar Cardozo.. Orta saha ve savunmasıda fena değil.. Grupta lider olabilirlerse, ki çok yüksek bir olasılıkla olacaklar, onları çeyrek finalde görürsek şaşırmayalım.. Slovakya ise çok sıradan bir takım görüntüsünde.. Savunmada Skertel, orta sahada Hamsik ve ileride Sestak-Vittek takımın en iyileri.. Bu oyuncularında kaliteleri belirli bir seviyede.. Bu yüzden pek fazla birşey yapamıyorlar..


Günün sürprizini Yeni Zelanda gerçekleştirdi.. Aslında İtalya gerçekleştirdi desek daha doğru olur.. Çünkü herşey onların elindeydi. Bu kadar zayıf bir rakibe karşı, kollektif ataklar geliştirerek bir gol pozisyonu bulamazsan maçı kazanamazsın.. İtalya maç boyunca sürekli ceza sahasına topu şişirerek gol bulmaya çalıştı.. Halbuki pas yaparak rakibi yorsalar ve oyunu genişletip kanatlardan ortalar yapsalar maçı rahatlıkla kazanabilirlerdi.. Şimdi gruptan çıkabilmeleri için Slovakya karşısında alacakları bir beraberlikte yeterli olabilir.. Ancak, grup liderliği artık bir mucize.. Bu yüzden İtalya'yı en son Hollanda karşısında izleriz gibime geliyor..


Günün son maçında Brezilya yine galip geldi.. Fildişi önünde 3-1 kazanarak grup liderliğinide büyük ölçüde garantilediler.. Maçın son bölümünde yaşanan gerginlikler ise hiç hoş değildi.. Özellikle bizim "Kara İnci" centilmenliğe yakışmayan hareketler yaptı.. Kaka'yı oyundan attırması hoş olmadı.. Fildişi Sahili, artık Portekiz'in takılmasını bekleyecek.. Ayrıca, bu maçta Elano'nun gol atması bizler için ayrı bir sevinç oldu.

20 Haziran 2010 Pazar

G.Afrika'da Dün #5


Gün, Hollanda-Japonya maçı ile başladı.. Japonya maçın ilk yarısında çok akıllı bir oyun anlaşıyla oynadı.. Hollanda takımını sürekli önde pres yaparak karşıladılar ve kalelerine gelmelerini engellediler. Hollanda ilk yarı boyunca Japonların bu oyun anlayışına karşı çözüm üretemedi.. Bu maçta Robben'i çok aradılar.. Kapanan takımlara karşı Robben'siz Hollanda'nın ne kadar zorlandığını görmüş olduk. İkinci yarı Hollanda'nın gol bulabilmesi için, uzaktan şutlarda veya duran toplarda etkili olması gerekiyordu.. Nitekim Sneijder ikinci yarının başlarında uzaktan şutunu attı ve Japon kalecinn de yardımıyla Hollanda golü buldu.. Kalan dakikalarda Japonya biraz açılmaya başladı ama herhangi bir gol pozisyonu üretemedi.. Hollanda'da sadece maçın sonlarına doğru Afelay ile iki önemli gol pozisyonu bulabildi.. Sonuçta Hollanda bu maçı kazandı ve grupta büyük ölçüde lider olmayı garantiledi..


İkinci maçta Harry ve Neill'i bir arada izlemeyi sabırsızlıkla bekledim.. İkiside ilk on birde başladı maça. Avustralya için bu maçta galibiyetten başka hiç bir sonuç düşünülmüyordu.. Maça fena başlamadılar ve gol bularak önede geçtiler.. Ancak, ne olduysa bundan sonra oldu.. Kewell'ın kırmızı kart görmesi ve penaltıdan gol yemeleri onları demoralize etti. Gana ise yine penaltıdan gol bularak, Dünya kupasında penaltıdan en çok gol atan takım olma yolunda hızla ilerlemeye devam etti.. Kewell ve Neill adına gerçekten çok üzgünüm.. Tam olarak herşey bitmemiş olsada, durumları gerçekten epey zor.. Gana içinde aynı şey geçerli.. Onlarında Almanya karşısında puan alabileceklerini sanmıyorum.. Her iki takımda berabere kalarak Almanya ve Sırbistan'ın ekmeğine yağ sürmüş oldu..


Japonya karşısında futbol adına sahaya hiç birşey koyamayan Kamerun'un, Danimarka karşısında kazanmasını hiç beklemiyordum.. Nitekim beklediğim gibi bir sonuç çıktı ortaya.. Danimarka savunmasının ikramıyla Eto'o golü attı.. Bu gole rağmen hala Kamerun'un bu maçı kazanabileceğine hiç inanmıyordum.. İnanılmaz goller kaçırarark Arsenal'li taraftarlara saç baş yolduran  Bendtner ile Danimarka eşitliği sağladı.. Maçın ilk yarısında her iki takımda savunmada adeta bir halı saha takımı gibiydi.. Kamerun'dan böyle oynamasını bekliyordum ancak Danimarka takımının savunmada böylesine basit hatalar yapması beni çok şaşırttı.. Tabi bunda sahaya çok ofansif ve yaşlı oyuncularla çıkmanında etkisi büyüktü.. İleride oynayan Gronkjaer, Tomasson ve Rommedahl'ın yaşları sebebiyle geriye dönmekte çok zorlandılar. Buda orta sahada büyük boşluklarun oluşmasına sebep oldu.. İkinci yarı Danimarka Rommedahl ile galibiyet golünü buldu ve maçı kazanarak gruptan çıkma şansını devam ettirmiş oldu.. Japonya karşısında alacakları bir galibiyet onları bir üst tura çıkaracaktır..

19 Haziran 2010 Cumartesi

G.Afrika'da Dün #4


Günün ilk maçı sürprizle başladı.. Aslında pek sürpriz sayılmaz.. Çünkü ben Sırbistan'ın zaten bu tür sonuçlar alacağını bekliyordum.. Asıl sürpriz Gana karşısında mağlup olmalarıydı. Almanya ilk maçta aldığı farklı skorun moraliyle çıktı maça.. Onlar için ne olduysa Klose'nin oyundan atılmasıyla oldu.. Yeri gelmişken hemen söyleyeyim, bu maçın hakemini hiç beğenmedim.. Futbolda her ikili mücadeleye, her arkadan müdahaleye kart verilmez.. Maçın hakemi bu tür pozisyonların hepsinde kartını kullanarak maçı katletti.. Almanya'nın on kişi kalmasının hemen ardından gelen gol Sırpların motivasyonunu arttırdı.. İkinci yarıda Almanya bu maçı çevirebilecek kadar pozisyon yakaladı.. Podolski öyle goller kaçırdıki anlatılmaz.. Bu kaçırdığı net gol pozisyonlarının yanında birde penaltı kaçırarak maça damgasını vurdu Podolski.. Adaşım Mesut'u yine beğendim.. Özellikle, Podolski'ye attığı ara pası enfesti.. Almanya takımda Khedira'yı da beğendiğimi belirtmek istiyorum.. Sırbistan'da ise ilk maçta çok kötü oynayan Krasic bu kez etkiliydi.. Jovanovic ve Krasic takımın öne çıkan isimleriydi..


İkinci maçta kupanın en zevkli maçını izledik.. İki takımında maça ortak olduğu maçta Slovenya ile ABD berabere kaldılar.. Slovenya adına Brsic'in attığı gol görülmeye değerdi.. İlk yarıda Slovenya, ikinci yarıda ABD çok iyiydi.. Amerika'nın 2-0 geriye düşmesine rağmen oyundan kopmaması ve skoru 2-2'ye getirmesi büyük başarı.. Amerika teknik direktörü Bradley, bir teknik direktörün takıma olumlu yönde nasıl etkisi olabileceğini gösterdi.. Hem İngiltere maçında, hemde bu maçta yaptığı oyuncu değiiklikleriyle övgüyü hak etti.. Slovenya takımınıda tebrik etmek gerekiyor.. Müthiş bir takım oyunu oynuyorlar.. Bu beraberlikle kağıt üzerinde gruptan çıkma şansları biraz azalmış gibi görünebilir.. Ama, İngilizler'in oynadığı futbol ve Cezayir'in oynadığı futbola bakınca ne İngiltere-Slovenya'yı nede ABD-Cezayir'i rahat yenebilir..


Günün son maçında beklediğim gibi bir sonuç çıktı.. İngiltere'nin maçı kazanabileceğine hiç inanmıyordum.. ABD karşısında ortaya konulan futbolu beğenmemiştim.. Özellikle hücum hattında çok kötüler.. Heskey'in bu takımda nasıl oynatıldığına hala inanamıyorum.. Capello gibi bir adamın bu oyuncuyu neden oynattığını anlamıyorum.. Bir kere Rooney ile hiç anlaşamıyorlar.. Ayrıca çok ağır bir oyuncu.. Yedek kulübesinde Defoe gibi bir oyuncu dururken, Heskey'in oynadığı bir İngiltere'nin başarılı olabileceğini düşünmüyorum.. Nitekim, dün Cezayir karşısında kazanamadılar.. Heskey oynamaya devam ederse Slovenya'yı da yenebileceklerini sanmıyorum..

18 Haziran 2010 Cuma

G.Afrika'da Dün #3


Takımlar ikinci maçlarla birlikte yavaş yavaş ısınmaya başladı.. Dün ilk maçta Arjantin, G.Kore karşısında farklı galip gelerek grupta liderliği büyük ölçüde garantiledi.. Tangocular, ilk yarıda pozisyon yaratmadan iki gol buldu. G.Kore ilk yarının sonunda, Demichelis'in ikramıyla farkı bire indirdi.. İkinci yarı G.Kore çok net bir gol pozisyonundan yararlanamadı. Maç 2-1 iken kaçan bu gol maçın kırılma anı oldu.. Bu dakikadan sonra Messi klasını konuşturdu ve Higuain'e sadece dokunmak kaldı.. Higuain bir gol daha atarak skoru belirledi. Maçı izlemeyenler Higuain'in müthiş oynadığını zannedebilir.. Ama durum hiçte öyle değildi.. Fırsatçı Higuain attığı üç golde de çok şanslıydı.. Higuain, Fıfa tarafından maçın adamı seçilse de, benim için maçın adamı Messi'ydi..

Günün ikinci maçında kaybedecek bir şeyi olmayan Yunanistan, Nijerya karşısında galip gelerek umutlarını son maça taşıdı.. Öne geçen Nijerya saçma sapan bir kırmızı kart görerek mağlubiyeti hak etti.. Afrika takımarı için, "disiplinsizler" demiştim.. Dün, Nijerya'lı futbolcunun gördüğü kırmızı kart takımının turnuvadan elenmesine sebep olacak.. Son maçında Arjantin ile karşılaşacak olan Yunaistan'ın da işi zor.. G.Kore için Nijerya karşısında alacakları 1 puan onları ikinci tura çıkaracaktır..


Günün son maçında Fransa, Meksika karşısında yenildi.. Sahaya yeşil formayla çıkan Meksika, eminimki İrlanda'da kendisine bir çok destekçi bulacak.. Meksika bu galibiyt ile çok büyük bir avantaj sağlamış oldu.. Fransa'nın hala şansı var.. Ama sadece kağıt üzerinde.. Son maçta Meksika-Uruguay maçından çıkacak bir beraberlik Fransa'nın işini bitirecektir.. 2016 Avrupa şampiyonası için müthiş bir lobi yapan Fransızlar, inşallah burada da böyle bir girişimde bulunmazlar..

Fransa'ya El Salla!!



Henry ve Fransa'ya, Barış ağabeyin şarkısıyla "El" sallıyorum:)

17 Haziran 2010 Perşembe

G.Afrika'da Dün #2


Finallerde şu ana kadarki en güzel gündü.. Oynanan üç maçtada bol pozisyon izledik.. İlk kez canım sıkılmadan pür dikkat üç maçıda izledim.. Günün ilk maçında Şili, zayıf rakibi Honduras önünde sayısız gol fırsatlarının sadece bir tanesinden yararlanabildi. Şu ana kadar bu saatte oynanan maçlar içerisinde en tempolu ve gol pozisyonu bol olan bir maçtı. Şili takımını beğendim.. Ancak, hücumda son vuruşlarda çok beceriksizler.. İspanya ve İsviçre maçlarında bu maçta girdikleri kadar pozisyona giremezler.. Bu yüzden buldukları anda gol yapmaları gerekiyor.. Son vuruşlara biraz daha fazla çalışmlalılar.. Şili adına günün en çalışkan ismi Udinese forması giyen Alexi Sanches'ti.. Takımı adına iyi işler çıkarttı. Şili bu galibiyet ile gruplara iyi bir başlangıç yapmış oldu. Kalan iki maçta alacakları iki puanla gruptan çıkarlar..


Günün ikinci maçında turnuvanın favorisi olarak gösterilen İspanya, İsviçre ile karşılaştı.. Turnuvanın ilk büyük sürprizini İsviçre yapmış oldu.. Hitzfeld yönetimindeki İsviçre akıllı oynayarak galip geldi. İspanya takımının oynadığı futboluda beğendim.. Ancak, teknik direktör Del Bosgue için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim.. Takımı inanılmaz şekilde çok defansif oyunculardan kurmuş.. Orta sahada Xavi ve Alonso'nun yanına birde Busguest'i koyarak bence büyük bir hata yaptı.. Alonso ve Busguest zaten hücuma pek fazla katkı yapabilen oyuncular değil.. Bence kesinlikle orta sahada Busguest'in yerine hücua daha fazla destek veren bir oyuncuyu oynatması gerekirdi. Yada İniesta'yı onun yerine çekip, ileriye ikinci bir kanat oyuncusuyla başlayabilirdi.. İspanya'nın bu mağlubiyetinde Del Bosgue'nin payı çok büyük.. Bu mağlubiyet ile İspanya'nın grup liderliğide tehlikeye girdi. Olası bir grup ikinciliği İspanya'yı ikinci turda Brezilya'nın karşısına çıkarabilir.. Şimdiden konuşmak erken ama bu mağlubiyet İspanya'ya çok pahalıya mal olacaktır.. İsviçre ise bu galibiyetle gruptan çıkma yolunda çok büyük bir avantaj sağlamış oldu. Şili karşısında alacakları bir beraberlik ve Honduras karşısında alacakları bir galibiyetle grupta lider olurlar..


Günün son maçında ev sahibi G.Afrika, Uruguay ile karşılaştı.. Baştan sona üstün oynadığı maçta Uruguay, rakibini farklı yenerek gruptan çıkma adına büyük bir avantaj sağladı. Maçın başında oyunun kontrölünü eline alan Uruguay, rahat bir galibiyet aldı. Uruguay takımında Suarez'i ok beğendim.. Çok etkili oynadı ama yine  iki gol atan Forlan'ın gölgesinde kaldı. Özellikle Forlan'ın attığı ilk gol enfesti.. Ev sahibi G.Afrika için gruptan çıkma şansı mucizelere kaldı..

16 Haziran 2010 Çarşamba

G.Afrika'da Dün #1


Biraz gecikmeli başlıyorum. Finallerin heyecanına kapılıp blogu ihmal ettim..

Kupada dün oynanan üç maçın en zevklisi akşam bölümünde oynanan Brezilya-K.Kore maçıydı.. Şu ana kadar hiç bir maç beklentilerimizi karşılamadı.. İlk maçlarda takımlar aşırı kontrollü oynuyorlar. Umarım ikinci maçlarla birlikte daha pozisyonlu ve tempolu maçlar izleriz.. Dün ilk maç Yeni Zelanda ile Slovakya arasında oynandı. Bu saatte oynanan maçlar zaten düşük tempoda geçiyor. Bu maçtada tempo çok düşüktü. Kalitesiz bir maç oldu.. Yeni Zelanda takımını ilk kez izledim.. Çok mücadeleci bir takım ancak teknik kapasitesi çok düşük. Oyuncular sadece koşarak sonuca gitmeye çalışıyor. İlk 20 dakika Slovakya'yı sahasından çıkartmadılar. Sürekli önde pres yaparak oynadılar.. Ancak 25. dakikadan sonra Slovakya yavaş yavaş tehlikler yaratmaya başladı. Özellikle teknik direktörün oğlu Weiss'in çabalarıyla etkili bir kaç pozisyon yakaladılar. Sestak, Vittek ve Hamsik ile üç kez gol girişimde bulundalar. Ancak bunların hiç birini değerlendiremediler. İkinci yarının hemen başında gelen Vittek'in golü Slovakları temkinli oynamaya itti. Tam maç bitti derken Yeni Zelanda da golü buldu. Son dakikada gelen bu gol bence Slovakya'nın gruptan çıkma şansını ortadan kaldırdı..


İkinci maçta kaliteli bir maç izleme umudu ile kuruldum Tv başına.. Ama neylersin. Karşıdaki iki takımda gol yememe mantığı ile oynuyor. Fildişi üstün fizik gücü sayesinde Portekiz'in cılız atak girişimlerini anında önledi. Fildişi takımını beğendim.. Hücumlarda biraz daha aktif olabilirlerse, (ki böyle kaliteli hücumcularla istedikleri anda aktif olabilirler) gruptan çıkma şansları artar.. Benim sürpriz adayım Portekiz'i hiç beğenmedim. Hücumda inanılmaz kötüydüler.. Lisandro bu takımı sırtlayabilecek kalitede bir oyuncu değil.. Fildişi'nin iki dev stoperinin arasında kayboldu.. Ronaldo da etkili olamayınca Portekiz'in pozisyon üretmesi imkansızlaştı. Son dakikalarda Fildişi tehlikeli pozisyonlar buldu.. Özellikle bizim Keita'nın pasında Drogba o golü atsa bugün daha net şeyler konuşabilirdik.. Bu iki takımın dünkü oyunları sonunda Fildişi'ni gruptan çıkma konusunda daha şanslı gördüğümü belirtmek istiyorum.


Günün son maçında Brezilya, Kore duvarını 55'te Maicon'un attığı golle yıktı.. Ardından Elano farkı ikiye çıkarttı. Brezilya takımında Maicon, Elano ve Robinho'yu beğendim.. Bu üçlü iyi bir maç çıkarttı.. Türkiye'de eleştirilere mağruz kalan Elano'nun sergilediği futbolu umarım herkes izlemiştir. Onun hangi tarzda bir oyuncu olduğu umarım anlaşılmıştır.. Bunun dışında bu maç hakkında konuşulacak fazla bir şey yok. Tek taraflı bir maçtı ve Brezilya istediğini aldı..

14 Haziran 2010 Pazartesi

Vuvuzela, Başa Bela..


Turnuvanın coşkusuna kapıldım ve 3-4 gün blogu ihmal ettim.. Saat ikide geçiyorum tv başına gece saat 11.30'da ancak kalkıyorum.. Bu yüzden biraz gecikmeli yazacam.. Ama arayı kapatırım..

Öncelikle vuvuzela ile başlayalım.. Afrika ahalisine saygım sonsuz.. Onların kültüründe bu zamazingo belki çok değerli ama bizim için tam bir işkence.. Tv başında, Afrika'dan bilmem kaç km uzaktayım ama benim kafayı dağıtıyor abi bu zamazingo.. Birde o statta ki insanları düşünüyorum, acıyorum resmen..

Şaka bir yana kafayı şişirse de, bu Vuvuzelayı bende üflemek istiyorum.. Bu zamazingo turnuvaya çok güzel bir renk kattı..

10 Haziran 2010 Perşembe

2010 G.Afrika'ya Doğru / H Grubu


İspanya açısından çok kolay bir grup. İspanya çok fazla efor sarfetmeden bu grupta lider olur. Ayrıca oturmuş kadrosu ve oynadığı futbol ile İspanya, bana göre kupanın en ciddi favorsidir. Savunmada Pique, Puyol, Ramos gibi çok iyi oyuncuları var. Orta sahayı anlatmaya gerek yok zaten.. Xavi ve İniesta gibi iki maestorusuyla orta sahada sıkıntı çekmeyeceklerdir. Gol yollarında da Vılla ve Torres takımı sürükleyecektir. Burada sadece Torres'in sakatlığı kafalarda bir soru işareti yaratıyor. Henüz tam olarak hazır değil. Ancak onun yokluğunda da ben İspanya'nın çok fazla sıkıntı çekeceğini düşünmüyorum. 


Bu gruptaki çekişme Şili ve İsviçre arasında yaşanacak. Açıkçası bu iki takımın oynayacağı maç sonucu belirleyecektir. Ben, Şili'yi biraz daha şanslı görüyorum. Elemelerde harika bir performans segilediler ve Brezilya'nın sadece bir puan gerisinde ikinci oldular. Takım olarak çok iyi mücadele eden bir takım hüviyetinde. Onları en çok zorlayacak olan takım İsviçre'nin bana göre en büyük avantajı Hitzfeld gibi tecrübeli bir teknik direktöre sahip olmaları. İsviçre bu gruptan çıkarsa bunun en büyük sebebi Hitzfeld olacaktır.

Grubun en zayıf takımı olan Honduras'ın puan bile alabileceğini sanmıyorum. Maç sonlarında oyuncularına, rakip takımın futbolcularıyla forma değiştirmeyi yasaklayacak kadar maddi sıkıntı içerisindeki Honduras için bu turnuva güzel bir anı olacaktır..

9 Haziran 2010 Çarşamba

2010 G.Afrika'ya Doğru / G Grubu


İşte herkesin "ölüm grubu" olarak nitelendirdiği grup bu grup.. Bana kalırsa hiç ölümlük bir grup değil. Ben Brezilya ve Portekiz'in fazla zorlanmadan bu gruptan çıkacağını düşünüyorum. Fildişi Sahili'nin bu iki takımın arasından yükseleceğini sanmıyorum. Hele birde Drogba'nın sakatlığı onların işini dahada zorlaştırdı. Brezilya her zamanki gibi hem grubun hemde turnuvanın favori takımı konumunda. Brezilya'yı anlatmaya gerek yok. Herkes onların gücünü biliyor. Burada ben biraz Portekiz'i konuşmak istiyorum.. Çünkü, onların bir sürpriz yapabileceğini düşünüyorum.. Bu sürpriz hem grup liderliği, hemde bir şampiyonluk olabilir..


Aslında Portekiz'inde kadrosundan bahsetmeye gerek yok. Çoğu futbolcuları büyük takımlarda oynuyor. Ronaldo, Deco, Simao, Carvalho, Pepe, Nani vs.. Kadro tamam ama en önemli sorun, bu kadronun sahaya yansıttığı futbol.. Malum elemelerde pekte iyi bir performans sergilemediler. Önce gruplarda Danimarka'nın arkasında kaldılar. Hatta az daha gruptan çıkamayacaklardı. İsveç'i son anda geçtiler. Daha sonra Bosna ile play-off maçı yaptılar. Oynadıkları iki maçtada şans yanlarındaydı. Zar zor bu engelide aştılar ve finallere katılmaya hak kazandılar. Yani buraya kadar geldiler ama nasıl geldiler.. Şimdi sizlerin, ya arkadaş hem bu takımın sürpriz yapabileceğini söylüyorsun, hemde negatif yanlarını konuşuyorsun, dediğinizi duyar gibiyim.. Ama ne yapalım be, takımın kadrosu şampiyon olabilecek kapasitede.. Özellikle ben Ronaldo'ya güveniyorum. Kendisi pek sevmem ama allahı var iyi futbolcu.. Tarihe geçmek istiyorsa künyesinde Dünya Kuapsı şampiyonluğu bulundurmak zorunda. Bunuda bence bu turnuvada yaparsa yapar.  Bu yüzden onları sürpriz şampiyonluk adayı olarak görüyorum.

Kağıt üzerinde süper bir futbolcu kadrosuna sahip olan Fildişi'nin ise gruptan çıkabileceğini düşünmüyorum. Drogba'nın sakatlığı beni bu düşünceye itmedi. O olsa bile benim fikrim değişmez. Her Afrika takımından bahsedince söylediğim herşey onlar içinde geçerli. Saha içi disiplinsiz hareketleri ve tam bir takım gibi hareket etmemeleri onlara güvenmemi engelliyor. Grubun en zayıf halkası olarak görünen K.Kore'nin bu takımların arasında puan alabileceğini sanmıyorum. Onlar için çok iyi bir tecrübe olacaktır.

8 Haziran 2010 Salı

2010 G.Afrika'ya Doğru / F Grubu


Son şampiyon İtalya, bu turnuvada biraz geri planda kalmış gibi.. Herkesin dilinde Brezilya, İspanya ve Arjantin var. Bu yüzden İtalya'nın kupayı kazanması halinde herkes neye uğradığını şaşırabilir.. İtalya, elemeler boyunca hiç yenilmeden finallere katılmaya hak kazandı.. Yinede İtalyan taraftarlar takımın oynadığı futboldan pek memnun değil. Lippi yönetimindeki İtalyanların kadrosunu saymaya gerek yok sanırım.. Bu turnuvada onların en büyük problemi hücum hattında yaşayacağını düşünüyorum. Her ne kadar ellerinde Laquinta, Gılardınho, Pazzini, Di Natale ve Quaglıarella gibi önemli oyuncular olsada, bu oyuncular doğru bir şekilde kullanılmadığı için hücumda fazla üretken olamıyorlar.. İtalya adına bir başka önemli sorun ise Pirlo'nun sakatlığı.. Tecrübeli oyuncu Paraguay maçında oynayamayacak. Kalan maçlarda oynarmı bilinmez. Ancak, İtalya onun yokluğunu çok hissedecek, bu kesin.. Savunma hattını anlatmaya gerek yok. Kafalarda tek bir soru işareti var. O da savunma oyuncularının ilerleyen yaşları.. Bu onlar için bir tecrübeli oyuncu avantajınamı dönüşecek bekleyip göreceğiz..


Grubun diğer takımları Paraguay, Slovakya ve Yeni Zelanda arasında ikinci sıra için en güçlü aday Paraguay.. Güney Amerika elemelerinde harika bir performans sergileyen Paraguay, İtalya'yı liderlik için bile zorlayabilecek kapasitede. Paraguay takımının en dikkat çekici bölgesi hücum hattı.. Oscar Cardozo, Santa Cruz, Barrıos ve Nelson Valdez'li hücum hattı gerçekten çok alternatifli ve kaliteli. Bu hücum oyuncuları İtalyanların başına iş açabilecek cinsten oyuncular. Her birinin ayrı özelliği var..

Gruptaki diğer takımlardan olan Slovakya çok iyi kontra atak yapabilen bir takım. Marek Hamsik, Sestak, Vittek ve Holosko çok hareketli oyuncular. Özellikle İtalya ve Paraguay maçlarında, rakip takımlar üzerlerine geleceği için, bu maçlarda kontra atak yaparak ilginç sonuçlar alabilirler. Her ne kadar ilk iki sıra içinde görmesemde Slovakya çok tehlikeli bir takım. Hele böylesine tek maçlı gruplarda ne yapacakları hiç belli olamaz. Ancak, Paraguay ve İtalya bu takıma karşı dikkatli oynarlarsa istedikleri sonuçları alırlar.

Grubun en zayıf takımı ise Yeni Zelanda.. Açıkçası bu takım hakkında hiç bir bilgiye sahip değilim. Bir tek maçını bile izleme fırsatım olmadı. Bu yüzden Yeni Zelanda ile ilgili bir şeyler söyleyemeyeceğim..

Grupta İtalya'nın rahat lider olabileceğini sanmıyorum. Evet, İtalya liderlik için en güçlü aday. Fakat, Paraguay'ın onları çok zorlayacağını düşünüyorum. Bu yüzden bir sıralama yapmayacağım. Ancak gruptan bu iki takımın çıkma olasılığını çok çok yüksek görüyorum.

7 Haziran 2010 Pazartesi

2010 G.Afrika'ya Doğru / E Grubu


Elemelerde çok zayıf takımlarla karşılaşan ve bütün maçlarını kazanarak finallere katılan Hollanda, grubun favori takımı konumunda. Takımdaki yıldızları saymaya gerek yok sanırım. Özellikle hücum hattı müthiş.. Hücum hattında bir tek Robben'in sakatlığı söz konusu. Yıldız oyuncu büyük ihtimalle finallerde olmayacak.. Hiç kuşkusuz Robben gibi bir oyuncunun olmaması Hollanda için önemli bir kayıp. Ancak, onun yokluğunu doldurabilecek kalitede futbolcuların olduğunu unutmayalım. Hücum hattının yıldızlardan oluştuğu Hollanda'nın en büyük sorunu ise savunmada.. Heitinga-Ooijer-Mathijsen-Van Bronckhorst dörtlüsü hem kağıt üzerinde, hemde saha içerisinde zayıf kalıyor. Bakalım Hollanda bu sorunu nasıl aşacak. Hollanda içn bir başka soru işareti ise kalede Van der Sar'ın olmaması.. Hollanda'nın kalesini Stekelenburg koruyacak. O da kaliteli bir kaleci ama kafalarda yinede bir soru işareti var.. Savunma sorunu ve kaleci sorunu olmasına rağmen grup maçlarında yinede lider olabilecek kapasitedeler.


Grupta ikinci sıra için Danimarka ve Kamerun birbirleriyle yarışacak gibi görünüyor. Elemelerde harika bir performans sergileyen Danimarka, benim öncelikli favorim. Ancak, onlarında çok önemli sakatlık sorunlarıyla uğraştığını belitmem gerekiyor. Özellikle kaleci Sörensen ve savunmanın önemli ismi Agger ilk maça yetişemeyecek gibi görünüyor.. Sakatlık sorununu aştığı taktirde Danimarka'nın, Kamerun karşısında bir adım önde olacağını düşünüyorum..

İkincilik için en güçlü ikinci aday olan Kamerun hücumcu bir takım. Kadroda çok etkili hücum oyuncuları bulunuyor. Ancak, her Afrika takımında olduğu gibi onlarda da saha içersinde bir disiplin sorunu var. Maç içerisinde çok çabuk küsüp oyundan düşebiliyorlar. Bu yüzden ben ne Kamerun'a nede bir başka Afrika takımına güvenemiyorum. Tamam, Kamerun'un kadrosu çok iyi, fenada futbol oynamıyorlar ama ben yinede onlara tam olarak güvenemiyorum. Yinede sakatlık sorunlarıyla uğraşan Danimarka'yı en çok zorlayacak takım konumunda olduklarını itiraf etmek gerekir.

Grubun en zayıf takımı Japonya.. Aslında bu takımın turnuva alışkanlığının olması bir avantaj. Ayrıca kadrodaki bütün oyuncuların birbirleriyle sürekli olarak oynamasıda bir avantaj. Ancak, takımın yaş ortalaması çok yüksek. Bu yüzden bu takımların arasında pek fazla şansları olduğunu düşünmüyorum..

Grubun liderinin Hollanda olacağını, ikinci sıra içinde (sakatlık sorunlarını aştığı taktirde) Danimarka'nın daha avantajlı olduğunu düşünüyorum.